Köfte yemek için Kadıköy’den Arnavutköy’e geçip kuyruklarda birleşirdik. 5/6 masası vardı Ali Baba Köftecisi’nin. Sahibi Ali Salih pek ortalıklarda görünmezdi. 5 yıldır gitmemiştim onu anladım. Zira Aynı cadde üzerinde yeni bir yer açmışlar. Eski Küçük dükkanda gece misafirlerine hizmet veriyor. Ali Baba işe seyyar satıcılıkla başlamış. Ortaköy’deki okulların önünde limonata satmış uzun süre.
   Bir gün yağmur yağdı; limonata elimde kaldı. Oradaki seyyar köfteci arkadaş “bırak bu işi de köfte sat” dedi. Ondan öğrendim köfte yapmayı. Allah razı olsun ekmeğini yiyoruz” Ali Baba’nın seyyarlık hikayesi 1980 ihtilali sonrası son buldu. Güzel Bahçe’deki benzincinin karşısında duran seyyar arabasını elden çıkarıp Arnavutköy’deki o küçük dükkanda buldu kendini 5 yıldır da yeni dükkanda köfte yapıyor misafirlerine. “senin köftenin sırrı ne Ali Baba? diyorum, şöyle bir bakıyor gözlerime, Karadeniz şivesiyle anlatıyor; “onun bir formülü var rahmetlik ustam verdi. Dedi ki, Evladım bu förmülü başkasına verirsen sen avcunu yalarsın, o adam dikilir senin karşına. Förmülü vermem.” Förmülü aynen uygular Ali Baba ama etten memnun değildir. birgün bir arkadaşı ona bir kasap adı verir. Etin neresinden alaması gerektiğinide o kasap öğretir.
   Sırrı saklamasını, yoksa ekmeği başkalarının yiyeceğini söyler ona. O da bunu uygular. Şimdi her sabah Ali Baba kasaba gidip etini alıyor ve tutuyor evinin yolunu. Ev dediğime bakmayın sanki bir atölye. 3 gelin, 2 de kız var, girişiyorlar köfte şine. “Eeee sırrı kaptırmışsın” diyorum. “Onlar ailem sır aile dışına çıkmaz” diyor gülüyor. Elbirliği şle yoğrulan köfte hamuru makineye verrilip şekillendiriliyor. Tepsilerle geliyor dükkana. Izgara yanıyor bir köfte kokusu sarıyor oratlığı iştah açıyor… 2 katlı dükkan 60 kişi oturma kapasitesi küçük dükkan akşam 21 deaçılıyor sabah 05.00 e kadar hizmet veriyor. Yeni dükkan ise saat 10.00da kapanıyor. Köftenin porsiyonu 4 milyon ytl 8 tane giriyor porsiyona köfte piyaz ayran menusune 8 milyon tl kredi kartı geçiyor arabanızı otoparka bırakabilirsiniz.