İstanbul’da oturanlar iyi bilir… Hele Arnavutköy, Ortaköy, Bebek sakinleri… Meşhur Köfteci Ali Baba’nın küçük lokantası günün her saatinde dolu olur. Ali Baba, restoranı büyüttü, yine boş masa yok, müşteri her kesimden! Taksici de yer, Türkiye’nin en zengini de uğrar.
    Ali Baba’nın oğlu Ömer Salih de her müşteriyle bizzat ilgilenir, sohbet tatlıdır. Geçenlerde cep telefonum çaldı… Abi ben Köfteci Ali Baba’dan Ömer. Ekonomik kriz memleketi fena vurdu. Herkes bu konuyu konuşuyor, dükkâna bir uğra da sana anlatayım. Yazı konusu çıkar” dedi.
Ben de… “Şu sıralar vakitsizlikten uğrayamadım, sen mektup kaleme al, konuşulanları, gözlemlerini yaz, bana yolla” dedim. Bir hafta sonra mektup masamdaydı. İşte “Köfteci Ali Baba” masalarında konuşulanlar, Salih Bey’in kaleminden, noktasına virgülüne dokunmadan…

Köşk  sahibi  gözüyle kriz

“Yazımızın başında belirttiğimiz gibi zaten ekonomisi pek parlak olmayan ülkemizde yaşamış olduğumuz krizlerden sonra insanların hayatlarında ne gibi değişiklikler oldu? Siz okuyucularımız için biraz bunların araştırmasını yaptık. Öncelikle eskiden tekstil piyasasında önemli bir yere sahip olan; Bebek’te köşkü, yatı olan bir hanımefendinin söylediklerini aktarıyoruz. ‘Herkes bildiği işi yapacak’ diyor, öncelikle başarılı olabilmek için ve devam ediyor… ‘Tekstil işinin hareketli dönemlerinde işi bilen de bilmeyen de bu sektöre girdi. Girdi girmesine ama piyasada tutunabilmek için beş lira olan malı iki liraya üç liraya satmak zorunda kaldılar. Sonuç, hem kendileri battı, hem de piyasanın erbaplarını batırdılar. Şimdi ise eşim ve ben (için) lüks yaşamak hayal, sadece geçinmeye çalışıyoruz’ diyor 55 yaşındaki hanımefendi. Başka bir söyleşimizi İstanbul’daki büyük -beş yıldızlı- bir otelin sahibiyle yapıyoruz. Söze şöyle başlıyor, ‘bu kriz bizim sektöre çok büyük darbe vurdu. 2002 yılının rezervasyonları bile Amerikalı turistler tarafından iptal edilmeye başlandı. 1.5 milyon dolar zararımız var. Ama ümitliyim’ diyor, ‘2002’nın ortalarından sonra eğer sistemimiz oturursa Türkiye’yi çok güzel günler bekliyor.’Boğaz’da bulunan lüks bir davet mekânı çalışanları ise son üç ayda toplasanız bir ay ya çalıştık ya çalışmadık diyorlar. Ve düğün nişan davetlerinin iptal edilmeye başlandığını belirtiyorlar. Bu krizlerin oluşmasında ülkeyi yöneten siyasetçilerimizden şikâyetçi, çoğunluk esnaflar ve kısaca anlatmaya çalışıyorlar problemlerini. Rakamları okuyunca, bilmem, hak verir misiniz? Günde ortalama 14 bin ekmek satan bir fırın bugün 6 bin ekmek satıyor.

Traştan bile vazgeçildi

Haftada üç kez sakal traşı olan bir vatandaş artık ayda bir saç traşına gidiyor. yakkabı boyatmak yerine marketlerden alınan parlatıcı süngerler kullanılmaya başlanmış. Haftada üç kez uğradığı restorana bir kez gitmeye başlanmış. Vakti müsait olanlar çocuğunu servise vermek yerine okuluna kendi getirip götürmeye başlamış. Özel şoförlerini işten çıkartıp direksiyona kendisi geçen bir çok vatandaşımız var. Ekonomik krizler yüzünden ailesiyle sorun yaşayan bir sürü insan var. Daha refah içinde yaşarım ümidiyle yurt dışına gitmenin yollarını arayan vatandaşlar, bunların içine İsrail dahil. İşsizlik yüzünden dolu olan kahvehanelerde oyun oynayarak vakit geçirmeye uğraşan insanların yoğunluğu ekonomik krizin boyutlarını göz önüne seriyor sanıyorum.”